Son kullanma tarihimiz

Yazılar Add comments

Sadık Yemniwww.sadikyemni.netSon kullanma tarihimiz Son kullanma tarihi günlük dilimize göreceli olarak yeni girmiştir, oysa evrenin oluşumundan bu yana, yıldızlar da dahil, bir çok şey tükenmekte ve kullanılmaz hale gelmektedir.  Yeni zamanlarda özellikle şehirlerde aldığımız paketlenmiş bütün mamüllerin bir yerinde en son ne zamana kadar kullanılabileceği yazılıdır. Bu olmadığında şikayet ettiğimiz ya da o ürünü almadığımız yıllardayız artık.  İnsan kaç yıl yaşarsa yaşasın son kullanma tarihinin her an çıkıp gelebileceği bilincinde olan bir yaratıktır. Karga, kaplumbağa, çınar ağacı bu bilince sahip değildir deriz ve onların bizden çok yaşamalarını için için kıskanırız. Hatta son kullanım tarihimiz olduğunu keşke bilmeseydik deriz. Bunu bilmeden uçak ya da elektriği keşfetmek mümkün olamazdı. Belleğimizin kalibresidir bizi ölümlü yapan.  Dinler, beden kullanımını sonlansa da, hiçbir yerinde tarih kayıtlı olmayan ruhun, sonsuz varlığından sözederler.  Sonsuz varolmak, algılamayı bir şekilde sürdürebilmek insanın en şiddetli dürtüsü ve en ateşli eğilimidir. Ünlü bilimkurgu yazarı İsaac Asimow’un 1979’da yayımladığı bir kitabının adı çok ilginçtir. A choice of catastrophes, kadastrofların, yani felaketlerin seçimi. Daha rahat bir deyişle felaket bol seç beğen al.  Ünlü yazar kitabın girişinde beş çeşit ana felaket sayar. Bunlara değinmeden önce komedi ve trajedi için söylediklerine kulak verelim.  Kadastrof sözcüğü Yunanca’dan gelir. Alt üst etmek demektir. Bu sözcük önceleri çarpıcı bir sonu betimlemek için kullanıldı. Tabii bu son acıklı olduğu kadar mutlu da olabilirdi.  Komedide sonuç mutlu biter. Bir sürü yanlış anlamadan ve üzüntüden sonra her şey altüst olur ve aşıklar ansızın barışıp birleşir. Demek ki, komedinin katastrofu kavuşma ya da evlenmedir. Trajedide sonuç üzücüdür. Bitip tükenmek bilmeyen boğuşmalardan sonra her şey altüst olur, olayın kahramanı kaderin ve koşulların kendisini yenilgiye uğratmış olduğunu görür. O halde trajedinin kadastrofu kahramanın ölümüdür.  Trajediler genellikle komedilerden daha çarpıcı olduğundan ve daha kolay hatırlanabildiğinden kadastrof  sözcüğü mutlu sonlardan çok trajik sonlar için kullanılmıştır. Biz bu kitapta kadastrof sözcüğünü felaket anlamında kullanacağız. Ama neyin sonu? Tabii ki, bizim sonumuz, insan türünün sonu. Eğer insanlık tarihini trajik bir oyun olarak kabul edersek, insanlığın ölümü hem eski, hem de bugünkü anlamıyla felaket olacaktır. Ama insanlık tarihihinin sona ermesine neden olacak şey nedir? Felaket Top 5’ine bir göz atalım şimdi. 1 – Birincisi tüm evrenin özellikleri yaşama izin vermeyecek şekilde değişebilir. Evren ölümcül bir hal alırsa ve her bir noktası yaşanmaz bir duruma gelirse, artık insanlık da varlığını sürdüremez. Bir çeşit kıyamet halidir yani. Bu durum birinci grup felaketler olarak adlandırılabilir. 2 – Doğallıkla ille de evrenin tümünün insanlığı sona erdirecek şekilde değişmesi gerekmez. Evren şimdi olduğu kadar sakin kalabilir, ama güneşte bir takım değişiklikler olabilir ve güneş sistemi yaşanmaz hale gelir. Bu durumda evrenin geri kalan kısmı sükunet içinde varolmaya devam etmesine rağmen insan yaşamı sona erebilir. Buna ikinci grup felaketler diyeceğiz. 3 – Elbette güneşin her zaman olduğu gibi ışımaya devam etmesine karşın, yeryüzü yaşamı olanaksızlaştıracak bir değişim geçirebilir. Bu durumda güneş sistemimizin olağan dönüşünü sürdürmesine rağmen insan yaşamı sona erebilir. Buna da üçüncü grup felaketler diyeceğiz.  4 – Ve yeryüzü ılık ve hoş bir yer kalmasına karşın, diğer türler varlıklarını sürdürürlerken, insanoğlunu yokedecek bir şeyler olabilir.  Bu durumda evrim devam eder ve yeryüzü değişik bir yaşam yüküyle gelişimini sürdürür;ama biz olmadan. dördüncü grup felaketlerdir bunlar.  5 – Bir adım daha ileri gidip insan yaşamının süreceğini, ama uygarlığı tahrip edecek, teknolojiyi yolundan alıkoyacak ve insanlığı belirsiz bir süre için ilkel bir yaşama mahkum edecek bir şeyler olabileceğini söyleyebiliriz. Bu da beşinci grup felaketlerdir.  Hemen farkettiğiniz gibi felaketleri birden beşe giderken daha az kozmikleşmekte, ama daha ani ve tehlikeli olmaktadır. Yaşamın kitlesel olarak son kullanma tarihine varması için bir çok olasılık var.  Bir başka sefere dördüncü ve beşinci grup felaketlere değinmek üzere büyültecimizi üçüncü grup felaketlere yaklaştıralım. Gazeteler, dergiler, belgeseller ve hatta sinema filmleri sayılar, grafikler ve teknik kehanetlerle tıka basa dolu. ·         Meteoroloji kayıtlarının tutulduğu 1850’den buyana en sıcak 12 yıldan 11’i, 1995’ten sonra oldu. 2007’nin en sıcak yıl olması bekleniyor. Yaz tatili planlarımızı gözden mi geçirsek acaba?

* 2100 yılına kadar ortalama sıcaklık en az 3 derece artacak. Kabus senaryosuna göre 6 derece de artabilir.

* Karbondioksit oranı hiç artmayacak olsa bile 2100’e kadar deniz seviyesi 43 santimetre yükselecek. Karbondioksit artışı günümüzdeki gibi devam ederse denizler 80 santim yükselecek. Bu durumda İstanbul, Venedik ve Londra gibi kentlerin büyük bölümü sular altında kalacak.

* Kuzey buz denizi yazları eriyecek. Grönland adası üzerindeki buz tabakası tamamen ortadan kalkacak.

* 100 yılda atmosferde karbondioksit oranı yüzde 44 artacak. Şu an dünyayı kirletmeyi bıraksak bile kısır döngü yüzünden küresel ısınmanın etkilerini hafifletmek neredeyse imkansız.

* Kış aylarında kuzey yarımküreye ılıman hava taşıyan Gulf Stream su akıntısı zayıflayacak.

* Avrupa, tıpkı 2003 yılında binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan yaz aylarındaki gibi sıcak hava dalgalarının etkisi altına girecek. Avrupa’nın güneyinde ise kar yağışı tarihe karışacak.

* Sıcak ve uzun yaz aylarından sonra ise Kuzey Avrupa’da sert hava koşulları hakim olacak. Özellikle Amerika kıtasını vuran kasırgaların sayısı ve gücünde ciddi artış yaşanacak. Bu listeyi istediğimiz kadar uzatmak mümkün. Çevre haberlerinin bizi eskisinden daha az etkilemeye başladığı da gerçeğin diğer bir yanı.  1973 yapımı bir film var. Zamane  filmlerine göre biraz ağır tempolu ve modası geçmiş, yani son kullanım tarihi yaklaşmış gibi görünebilir, ama bence yukarıda sözünü ettiğimiz şeyler nedeniyle seyretmeye değer. Adı Soylent Green. Serbest çeviriyle Kirli Toprak Yeşili diyorum. Charlton Heston, Edward G. Robinson ve Joseph Cotton’lı bir klasik bilim kurgu filmi. Tanıtımında şöyle deniyordu.  Yıl 2022. İnsanlar hâlâ aynılar. Gereksinimlerini temin için her şeyi yapıyorlar. Tek gereksinimi oldukları şey SOYLENT GREEN. Aşırı kalabalıklaşmış fütüristik dünya. Hava ve sular aşırı kirlenmiştir. New York’un nüfusu 40 milyona varmış ve halkın yarısı işsiz. Bir polis dedektifi üst düzey bir cinayeti araştırırken insanları açlıktan kurtaran mucizevi soylent green gıdasının kaynağını keşfedecektir.  Dünyada sera etkisi yüzünden hemen hemen hiç tarım yapılamadığından elverişsiz yaşam koşulları nedeniyle kitlesel olarak ölen, bazen de öldürülen insanlardan imal edilen yiyeceklerle beslenmektedirler. Kaynağı sır tutulan Soylent Green vitaminli ve proteinli bir insan özüdür yani.  Yıl 2007, bu tür filmler o kadar hayalci görünmüyorlar artık.  Öyle değil mi?Bir şeyi unutmadan söyleyeyim: İklimin elverişsiz şekilde değişmesi üçüncü grup felaketleri meydana getiren beş farklı ana nedenden sadece biridir.                        —————————————–   




Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

2010 Sadık Yemni. Bulk email software .