17 yaşında bir kimya öğretmeni

Mizah Yazıları Add comments
17 Yaşında bir kimya öğretmeni     Yıl 1968. İzmir Atatürk lisesininin ikinci sınıf öğrencisiyim. 2 Fen-F.  O günlerde kimya hocamız Ülker hanımın bir seminer için yanlış hatırla-mıyorsam Ankara’ya gitmesi gerekti. Himayesinde deneyler yapan, roketleri ve kimyasal şakalarıyla ünlü öğrencisi olan beni yerine öğretmen tayin etti. İki senelik olmanın böyle avantajları da vardı. Başta matematik hocamız Teksir olmak üzere, birkaç öğretmenden izin alındı ve ben hocanın üç haftalık yokluğunda iki adet ikinci sınıfa derse girdim. Edebiyat bölümüydüler. Haftada bir ders kimya görmekteydiler.  Herhalde İzmir Atatürk Lisesi’nin 81 yıllık tarihindeki yaşı en küçük kimya öğretmeniydim. Daha 17’ye yeni basmıştım.   O yıllarda Istanbulda dermotoloji profesörü olan amcamın kullanılmış, ama süper kaliteli takım elbiseleri terzilerin elinden geçerek üzerime uyarlanırdı. Havalı takım elbiselerimden birini giyerek ilk dersime girdim.  İçeri girince bütün sınıf rap diye ayağa kalktı. Biraz şaşkın bir şekilde kürsüye doğru yürüdüm ve günaydın dedim. Tek bir ağızdan sağol patlayınca az kalsın gülecektim. Öğretmen olduğumu hatırlayıp güçbela ciddiyetimi korudum.  Tutukluğum bir dakika bile sürmedi. Dersi anlatmaya başladım. Konu metallerdi. Metalleri işlerken sadece ders müfredatına sadık kalmıyor metallerle ilgili komik, ilginç şeyler de anlatıyordum. Bakır sülfatla kusturucu bir eriyik yapma, üzerine potasyum sürülmüş karpit parçasının suda kendi kendine ateş alması vb. Bu arada kendi orijinal teorimi satacağım kitleler bulmuştum. Durur muyum. Hemen başladım anlatmaya.  Çocuklar metaller biraz insanları andırırlar. Sıradan insanların çoğu demirdir. Fırından çıktığında pırıl pırıldır, ama havadaki nem ve karbondioksitten etkilenip paslanırlar. Kolay da kırılırlar. İçine azıcık karbon katılınca çelikleşip paslanmaz hale gelirler. Bilinçlenir ve esnekleşirler.”   Politikaya çok düşkün bir arkadaşımızdan esinlenmeyle bu hale bilinçlenme demiştim. Yoksa o sırada aklımda olan fizik güçtü. Henüz saf demirin paslanmalara karşı fevkalade dayanıklı olduğunu bilmiyordum.  Bakır elektriği iyi iletir. Dedikoducu insanlar da böyledirler. Altın ve platin asildirler. Pasla masla uğraşmazlar. Saf kalmaya çalışırlar. Ama insanlar altının içlerine bakır ve kurşun katmadan duramazlar. Gümüş sayesinde suretlerimizi fotoğraf kağıdına raptederiz. Zamanla havadan etkilenerek paslanır. Yarı soylu, kent burjuvasıdır. Teşhircidir. Kurşun, kadmiyum ve bakır tuzları zehirlidir. Başkalarına zararlı insanlara benzerler. Oysa akıllanmaları mümkündür pekala. Bakırla elektriği, kurşunla suları iletmekteyiz. Kadminyumu da sarı boya yapıyoruz. Çinko oksitleri anfoter karakterlidir. Asitlere baz, bazlara asit gibi davranırlar. Rüzgar nerden eserse o tarafa eğilen kimselere benzerler. (Her devrin adamı denilen tiplere de benzetebilirdim, ama bu sözcüğü henüz keşfetmemiştim). Radyo aktif metaller seri katil potansiyelli insanlara benzerler. Topyekün imha silahı yapımında kullanırlar.”   İlgi müthişti. Kimsenin benim de lise iki öğrencisi olduğumu bilmediğini keşfedecektim sonradan. Bir yedek hoca gelecek denmişti. Kimse yaşımı farketmiyordu. Şartlanmışlardı.    Derslere başarıyla devam ettim ve başka bir nam daha inşa ettim. Şu ana kadarki en iyi kimya öğretmeni. Bunu sonradan duyan Ülker hanım defalarca söylediğim gibi Sadık benden daha iyi kimya biliyor diyerek eşine az raslanır bir olgunluk sergiliyecekti. Okulumuzun diğer bayan kimyacısını da bir düşman olarak kazanacaktım. Lise üçte onun sınıfına düşünce aramızda duello rüzgarları esmeye başlayacaktı.   İkinci haftadan itibaren sınıfları sırayla laboratuvara götürdüm. Bir çoğunun bir daha aluminyumu, mağnezyumu falan unutacaklarını sanmıyorum. Altmış sonları kalayla kaplanmış bakır tencereler kullanmaya devam ettiğimiz yıllardı, ama aluminyum evlere girmeye başlamıştı. Alzaymır hastalığına neden olduğu o sıralarda bilinmiyordu. Aluminyum, tozlarıyla roket yakıtı yaptığım için çok sevdiğim bir metaldi. Aluminotermi deneyi ile iki büyük demir çiviyi birbirine kaynattım. Çıkan flaş ışığı, ısının esintisi ve birbirine kaynamış demire bakan şok yüklü bakışları unutamam. Potasyum permanganat, alkol ve sülfirik asit yardımıyla büyük bir tübün içinde şimşekler çaktırdığımda da öyle oldu. İnsanların ölümlü hemcinslerine mucize yapma gücü vehmetlerindeki tılsımı hissettiğim anlardı.   Diğer deneyler de bu cinsten renkli ve akılda kalacak nitelikteydiler. Birkaç kişiye kimyayı çok sevdirdiğimi, birkaç kimyager özendirdiğimi biliyorum. Edebiyat sınıfından fen sınıflarına transfer olan öğrenciler çıktı aralarından.   Rahmetli Ülker Hazarhun hanıma ve diğer öğretmenlerime bana bu fırsatı verdikleri için bir kez daha teşekkür ediyorum.                            ————————————————
Tags: , , , , , , , ,


Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

2010 Sadık Yemni. Bulk email software .