1. muska ve öte yer kitaplarının yazarı. macera-gerilim-gizem içeren bu kitaplarıyla bir zamanlar gönlümde taht kurmuştu lakin uzun yıllardır başka bir kitabını duymadım.
(body, 04.02.2002 00:03)

2. Hollanda’da ikamet eder yanlış hatırlamıyorsam.
(doberman, 04.02.2002 16:28)

3. Demirden gaga, köprünün ruhu olarak çevrilebilecek, Hollanda’da basılmış kitapları var. Amsterdam’ın gülü metis polisiye’den çıkmıştı vaktiyle. Amsterdam’ın şövalyeleri de bir diğer polisiyesi. yurt dışındaki Türklerin sosyal sorunlarına parmak basacağım diye gözünü çıkartmış bana kalırsa; ayrıca yazar burada ikamet etmediği için şu yaşayan Türkçe denen meretten yoksun kalmış ve ortaya son derece karton tipler çıkmış; diyaloglar da on iki eylül buhranı temalı romanların fazla bilmiş, fazla aydınlanmış, fazla çözütmüş tiplerinin havada asılı duran diyaloglarıyla, veciz kara film repliklerini andırıyor. aksiyon sahneleri fena değil. ama sürekli “sabri bey”, “ulan”, yanısıra argo deyişler gibi yerellikler bir kara edebiyat geleneği olmadığı için bizde, oldukça iğreti durmuş ve bariz bir yabancılaşma efekti yaratmış. bir yandan fazlasıyla batılı bir mirastan yemiş, bir yandan da dostluğa, suça, sekse, kısaca hayata bakış açılarıyla Türk stereotipini olduğu gibi var ederek sıkıcı ve basmakalıp bir şey çıkarmış ortaya. alamancı gerçeği illa sokulacaksa romana jakob arjouni’nin Türk kahramanları çok daha etli ve kanlıydı; sahiciydi. (tabii yine polisiye roman olarak)
polisiyelerin narrator’ı orhan bey zaafları, ehli keyfiliğiyle, uçkuruna düşkünlüğüyle bizde pek bir sempati uyandırmayan, üstelik bunu anti-kahraman hissiyatına bile havale edemeyeceğimiz kadar galiz ve bayağı üsluplarla ifade eden bir tip. karman çorman, batı doğu ikilemine hapsolmuş bir tip. eğer ki kastedilen buysa, yani bu kaotik kişilik aksini vermekse, yazarın pek başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim; hatta yazarın kendisini yazdığını düşündürecek kadar karakterini sevdiğini ve onu üç boyutlu şekilde kritisize edemediğini iddia edeceğim naçizane.
(velouria, 01.04.2002 19:10)

4. polisiyelerinin iddialı olmadığı açık olmasına rağmen bir gerilim romanı olan muska’nın görevini fazlasıyla yaptığını söylemeliyim. bizim gibi muskalar, büyüler, falcılarla büyümüş insanlar vampirler, zombilerle filan korkmaz der dururdum. sadık yemni sesimi duymuş ve döktürmüş. bahsederken bile tüylerimi diken diken eden muska’nın aşmış yazarı.
(if09, 08.06.2002 23:52)

5. yerel bir korku literatürü yaratma konusunda doğru kaynağı yakalamış bir yazar. yeni kitaplarını merakla bekler, gözlerinden öperiz.
(sudaki duman, 18.08.2002 15:24)

6. sinedüşsel yazar, yeni kitabı metros… muska kitabını shiningi izledikten sonra düşünmüş… töhaf diye tanımladığı kendi içinde bir şey var…
(coup de foudre, 28.01.2003 01:46 ~ 01:48)

7. son kitabı olan çözücü ise everest yayınlarından çıkmak üzere…
hatta çıktı bile.. rüzgar gibi bir kitap fuarı ve aralıksız imza günlerinin ardından tanışma ve sohbet imkanı bulduğum enteresan kişilik. Kitabının içinden bir de pera haritası çıkıyor…
(jurnalci, 28.10.2003 12:46 ~ 06.11.2003 19:22)

8. soluk benizli, ciddi suratlı, dışardan bakınca belki bir ingilize ya da almana benzetilebilen, herhangi bir kuzey ülkesinde doğup büyüdüğü sanılabilen, nitekim Hollanda’da ikamet eden bir insan. muska, öte yer gibi, oldukça keyifle okunan gerilim romanlarının yazarıdır. kahramanları basmakalıp degildir, enteresandır. bir de İzmirlidir ve bana hep öyle gelir ki İzmir havasını-belki bilinçli, belki de bilinçsiz-romanlarına bir şekilde yanısıtır, bence iyi de yapar. (zaten muska’nın tamamı İzmirde geçiyordu galiba…) izmirle ilgili olarak tam tanımlayamadığım bir şey, kitaplardaki doğaüstü, psişik durumlara ve karakterlere çok yakışır gibi gelir bana. en son yayınlanan kitabı, Amsterdam’ın gülüdür.
Ha bir de kendisinin de aynen kitaplarındaki gibi gizemli, soğuk ama sanki her an iyi ya da kötü bir sürpriz yapmaya hazır, tuhaf bir duruşu vardır, uzun paltolu cool dedektiflere benzer. bir kere Beyoğlu nda gördüm ve gerçekten etkilendim. garip.
(bee, 28.10.2003 13:57 ~ 14:01)
ekşi sözlükten