Teksir - Kemal Danışman - Lise anıları

Mizah Yazıları No Comments »
TEKSİR Ben sizin için 88 çeşit kitap karıştırıyorum. Siz gene benim kıymetimi bilmiyorsunuz. Ben çocuğuma cep harçlığı veriyorum, o biriktirip kendine ayakkabı alıyor. E bu duruma ziyadesiyle memnun oluyoruz. Çocuklar sakın kopya çekmeyin, zaten böbreklerim ağrıyor. Öğretmenler odasında söyledim. Sadık gülmüyor, gülüyor gibi görünüyor. Konuşmayalım, eee konuşmayalım dedik.  İzmir Atatürk lisesinin altmışlı yıllarda ünlü matematik öğretmeni Kemal Danışman, Teksir lakabını fotokopi öncesi zamanların büyük kurtarıcısı teksir aletiyle ders notları çoğaltmaktan ötürü edinmişti. Çok iyi bir matematik öğretmeniydi. Fransa’da matematik yarışmasından kazandığı ödülle kendine bir araba aldığı rivayet edilirdi. Bir ara öğretmenliği bırakıp kamyonculuk, sinemacılık yaptığı, ama mesleğinin hasretine dayanamayıp geri döndüğü anlatılırdı. Pek güzel bir kızı olduğu da sıkça söylenirdi. Çok merak etmemize rağmen göremedik. Daha doğrusu iyice yakından göremedik.   Lise üçteyken bir gün Tepecik-Kemer’de arabasıyla burun buruna gelecek ve selam verecektik. İnanılmaz şüpheli bir konumda basıldığımızdan içerde oturan kızın güzelliğine falan dikkat edecek halimiz kalmayacaktı.   Teksir beni sever ve taktir ederdi. Bir çeşit alteregosuydum hatta. Tip olarak genel benzerliğimiz de vardı. Amcamı andırırdı. Onla ilk yakınlığımızı sodyum sülfür sayesinde kurduk. Bir yerden sodyum sülfür bulmuştum. Evde bir cam kaba yerleştirecektim. Kağıda sarılıydı. Benim sıramın çekmecesi talana açık durduğundan kürsü çekmecesine koymuş ve varlığını unutmuştum.  “Çocuklar burda bir şey kokuyor.”  Başımdan aşağı kaynar suların döküldüğünü hatırlıyorum. Teksir bağırmadan çağırmadan otorite kurabilen bir hocaydı. Çekinirdik kendisinden.   İzin isteyerek kürsünün yanına gittim ve kimya deneyleri yaptığımı, çekmecedeki sodyum sülfürün havanın nemiyle birleşerek H2S yani yumurta çürüğü kokusu yayınladığını anlattım bir çırpıda. İlgilenmişti. Paketin içindeki topakları merakla inceledi. Ondan sonra benim roketçiliğim, kimya şakalarım ve sınıflara ders verme işi çıkınca ahbaplığı ilerlettik. Bir ara lise ikinci sınıf öğrencisiyken edebiyat sınıflarına hocalarının yokluğunda kimya dersi vermiştim. Üç hafta sonra şartlar normale dönünce Teksirle aramızda başka türlü bir bağ oluştuğunu farkettim. O kimya derslerini verebilmek için en çok matematik derslerini ekmek zorunda kalmıştım. Üzerimde hakkı vardı.   Ara sıra derslerin tekdüzeliğini kırmak için ‘Sadık bugün gene ne deneyler yaptın?’ diye sorardı. Ben de anlatırdım. Çok hoşuna giderdi. Kendi eski lise anılarından örnekler verirdi. Birgün derişik kostik soda, yani sodyum hidroksit eriyiğini pipetle çekerken ağzına kaçmıştı. Bir hafta ağzındaki yaralar kapanana kadar sadece çorbayla beslenmişti.  Bu soruda bilim aşkı ve özlemi vardı. Onlar da bizler de bilime aşıktık. Bilim yolunu özlüyorduk. En hakiki mürşit ilimdiri fikir olarak, istek olarak soluyorduk, ama ülke çapında pratikteki  durumumuz pek parlak değildi. O sıralarda başta Ülker hanım olmak üzere bazı hocalarım beni geleceğin parlak bir bilim adamı olarak görüyorlardı sanırım. Okuldaki hareket serbestimi büyük ölçüde şansımdan, kurnazlığımdan çok bu görüşün sağladığı hoşgörüye borçluydum.    Araştırma ve geliştirme için ayrılan bütçeyi, üniversitelerin yüksek lise düzeyinde olduğunu, teknoloji üretenlerle aramızın çok hızla uçurumlandığını, ipin ucunu fena halde kaçırdığımızı falan bilmiyorduk.     Ülkenin en modern, en Batılı ve yaşamın göreceli en kolay olduğu bir kıyı şehrinde acınacak hülyalar salıncağında gıcır da gıcır sallanmaktaydık.   Teksir’in yaptığı sınavlarda kopya çekmek neredeyse imkânsızdı. Cin gibiydi. En ufak şüpheli bir hareketi hemen görürdü. Çok iyi bir matematik öğretmeniydi. Kendisinden ders alanlara sağlam bir temel kazandırmıştır. Kendisini sevgi ve saygıyla anıyorum.                    —————————————–
Tags: , , , , , , , ,
2010 Sadık Yemni. Bulk email software .